Bahçeli; ‘Türk milletinin şakası yok’

Bahçeli; ‘Türk milletinin şakası yok’

Hemen Fethiye ve Kaş açıklarında yaşanan sıcak gündem ile ilgili Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, açıklamalarda bulundu, Yunanistan ve destekçilerine de meydan okudu. “Ayağımızın altında dolaşanın akıbeti ezilmektir. Alemde şer bitmezse, Oğuz neslinde de er tükenmez” dedi.

Bahçeli yazılı yaptığı açıklamada, “Türk milletinin şakası yok. Provokasyon yapanlar boğulacak. Türkiye’yi Akdeniz’den çıkarmaya, Anadolu coğrafyasına kıstırmaya ve sıkıştırmaya hiçbir ülkenin gücü yetmeyecektir.” dedi.

10 Ağustos’ta MTA’ya ait sismik araştırma gemisi Oruç Reis’in Fethiye-Kaş-Rodos-Meis bölgesinde araştırma yapmaya başlaması Akdeniz’de suların ısınmasına neden olmuştu. Havadan F-16 ve helikopterlerle, denizden de savaş gemileri ile koruma altına alınan Oruç Reis araştırmalarını sürdürüyor. Yunanistan’ı titreten bu araştırmanın iç politikaya da yansımaları büyük oldu

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de gündeme dair yaptığı açıklamalarda geniş yer verdiği Akdeniz ile ilgili açıklamasında, Yunanistan ve destekçilerine sert eleştiriler gönderdi ve meydan okudu.

 

MÜSTEVLİ ŞARLATANLIĞIN

Bahçeli’nin yazılı açıklaması şöyle: “Doğu Akdeniz’de yükselen gerilimlerin ülkemiz ve uluslararası siyaset gündeminin başköşesine yerleştiği bir dönemde Beyrut patlaması oldukça düşündürücü ve dikkat çekicidir. Türkiye’yi Libya’dan, Suriye’den, hatta Doğu Akdeniz’den tecrit etmek için kuyruğa giren müstevli şarlatanlığın Beyrut-Ankara bağlantısını koparmak, ülkemizi içine hapsetmek amacıyla şiddet dolu bir eylem içinde olduğu vehim değil vaki bir gerçektir.

 

“FRANSA SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTÜYOR”

Bu bayatlamış kanlı oyunu merkezinde bozmak hedefiyle Lübnan’a giden Cumhurbaşkanı Yardımcımız ile Dışişleri Bakanımız zamanlama itibariyle çok doğru bir hamle yapmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti devleti; tarih, kültür ve kardeşlik bağlarının gereğini fırsatçıları perdeleyerek yerine getirmiştir. Fransa’nın saman altından su yürütme kurnazlığı ise müflis bir anlayışın, mütehakkim bir arayışın çirkin tezahürü olarak kalmaya mahkûmdur. Beyrut Limanı’ndaki patlama 4 Ağustos 2020’de gerçekleşmiştir.

 

“LİBYA YETKİ ALANLARINA TECAVÜZ EDİLMEKTE”

Bu sırada Türkiye ile Yunanistan karşılıklı olarak mevzilenmiştir. Ele alınması gereken bir diğer konu ise Yunanistan ile Mısır arasında Beyrut patlamasından iki gün sonra imzalanan sözde deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşmasıdır. Mezkûr iki ülke tarafından sınırlandırıldığı ilan edilen deniz alanın Türk kıta sahanlığı içinde yer aldığı bariz ve berrak bir durumdur. Kaldı ki Libya’nın da deniz yetki alanlarına tecavüz edilmektedir.

 

“TÜRK MİLLETİNİN ŞAKASI YOK”

Bir yanda Türkiye’yle Almanya’da müzakere masasına oturan Yunanistan’ın diğer yanda arasında deniz sınırı olmayan Mısır’la geçersiz ve yok hükmünde bir anlaşma imzalaması ahlaksız bir tertiptir. Yunanistan düşmanca tutum sergilemektedir. Ancak Türk milletinin düşmana ne yaptığı da bilinmektedir.

Yüz yıl önce Sevr’e boyun eğip kabullenmemiz için Haziran 1920’de Anadolu’yu istila emri alan kokuşmuş Yunan anlayışının bugün tekrar küresel emperyalizmin tetikçiliğine heves etmesi Ege ve Akdeniz’i her türlü ihtimale müsait ve müzahir hale getirmiştir. Türk milletinin şakası yoktur.

 

“PROVOKASYON YAPANLAR BOĞULACAK”

Ayağımızın altında dolaşanın akıbeti ezilmektir. Denizde provokasyon yapanları bekleyen makus son çırpına çırpına boğulmaktır. Kara sularımızdaki pervasızlıkların nihai sonucu batıştır, balıkların karnıdır, denizin dibidir. Türkiye’yi Akdeniz’den çıkarmaya, Anadolu coğrafyasına kıstırmaya ve sıkıştırmaya hiçbir ülkenin gücü yetmeyecektir.

 

Geçmişin hesabını güncelleyip üzerimize öfkeyle gelenlerin ya akılları başlarından gitmiş ya da sirtakiden dolayı bedenleri ve beyinleri uyuşmuştur. Nasıl ki 780 bin km2’lik kara parçamızın tek bir taşından taviz vermiyorsak 460 bin km2’lik mavi vatanımızın da tek bir damlasından vazgeçmemiz söz konusu olmayacaktır.

Refakatinde savaş gemilerimizin, uçak ve helikopterlerimizin bulunduğu sismik araştırma gemimiz Oruç Reis ilhamını tarihten alarak, Akdeniz’i Türk gölüne çeviren aziz ecdadımızın rotasından yüze yüze hakkımızı ve hukukumuzu sonuna kadar müdafaa edecektir.

“YUNANİSTAN LOZAN’I ÇİĞNİYOR”

Navtex alanı olarak belirlenen sularda Türk milletinin karşısına çıkmaya cesaret edenlerin bilmesi gereken altın kural şudur: Alemde şer bitmezse, Oğuz neslinde de er tükenmez.

Yunanistan Lozan Antlaşmasını çiğnemektedir. Yürürlükteki uluslararası antlaşmalar, bilhassa Doğu Ege Adalarının silahlandırılmasını yasaklamakta, yasal yükümlülükler getirmektedir.  Yunanistan Türkiye’nin itirazlarına rağmen uluslararası hukuk çerçevesinde ahdi taahhütlerini ve antlaşmaları hiçe sayıp Doğu Ege Adalarının silahsızlandırılmış statüsüne aykırı hareket etmektedir.

Yunan yönetimi Meis adasından dolayı haksız ve hayasız şekilde 40 bin km2’lik deniz yetki alanı talep ederken, Türkiye’yi Akdeniz’de durdurmaya, Akdeniz’i Türkiye’ye kapatmaya kalkışmaktadır.

Meis adasının Türkiye’ye uzaklığı 2 km’dir. Bu adanın Yunanistan ana karasına mesafesi ise 580 km’dir. Yunanistan’ın Ege’de alçakça işgal ettiği adalardan, adacıklardan ve kayalıklardan derhal çekilmesi, adaları silah ve askerden arındırması, Akdeniz’deki tahriklerine son vermesi çok tehlikeli kapışma ve kutuplaşmaların önlenmesi açısından mecburiyettir.

 

YUNANİSTAN KAPLANLIK YAPMAMALI”

Ege’de var olan statüko yeni baştan değerlendirilmelidir. Türkiye ile Yunanistan arasında uzun yıllardır devamedegelen deniz sınırı sorunu, hava sahası ve kıta sahanlığı anlaşmazlıklarıyla coğrafi formasyonlardaki ihtilaflar siyaset ve diplomasinin imkanlarıyla masaya yatırılmalıdır.

Yunanistan hiç kimseye güvenip de kağıttan kaplanlık yapmamalıdır. Türk milleti korsan ve düşman niyetleri yeri gelirse nefesiyle, yeri gelirse kanıyla, canıyla bertaraf edecektir. Uluslararası hukuka uygun, komşuluk ahlakına bihakkın riayet eden anlaşma, görüşme ve mutabakatlarla kronik sorunların çözümü mümkün ve muhtemeldir.

Yunanistan derinleşen krizlerin yatışmasına, sertleşen ilişkilerin yumuşamasına hizmet yerine destek olursa bizatihi kendisi zarar görecektir.  Türkiye’nin kıta sahanlığına sırt dönmesi, mavi vatanından ödün vermesi, tehditlere tamam demesi akla ziyan bir beklentidir.

Marmaris’ten Bingazi’ye çekilmiş milli hattın tartışmaya açılması, imzalanıp Birleşmiş Milletlere tescil ettirilen Münhasır Ekonomik Bölge Muhtırasından en küçük taviz istiklalimizde kara delikler açacaktır” dedi. (HaberMerkezi)

Share This
COMMENTS

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*